29 Nisan 2012 Pazar

Dubrovnik , kotor , cavcat gezi notlarım

Herkese merhaba..

Umarım herkesin keyfi yerindedir.Herkes sağlık sıhhat içindedir..

Bugün yine boool fotoğraflı hazırladığım gezi notlarımı yayınlayacağım.

Bu kez rotamız Hırvatistan'ın meşhur turistik bölgesi Dubrovnik..




Dubrovnik'e  Split yolu girişinde bu modern köprüden giriş yaptık.Sanırım Fransızlar yapmış..

Asma - germe sisteminde yapılmış.Ankara'da da üst geçitlerden bazılarında bu sistem kullanılmıştır..

Bence estetik açıdan gayet güzel ve gösterişli duruyor...


Dubrovnik Şehri orta çağda Venedik ve Fatih Sultan Mehmeti'in saldırılarına karşı kalınlığı 5 m olan surlarla çevrilmiş.

Şehri öyle bir korumuşlar ki!! Hala insan  kendini orta çağda hissediyor..



(Eski) Şehirde
 Kiliseleri, büyük çeşmesi , toplanma alanları , dükkanlar ve
 üzeri evlerin olduğu ara sokaklarından bir at arabasının dahi geçemeyeceği kadar küçük  , 
 değişik ve
bir o kadarda eski ve güzel

Tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarını
sanmıyorum ama bu küçük şehri
korumak için çok çaba sarfetmişler.

Şehrin dışında yabancı tüccarları,
 ziyaretçileri , misafirleri 40 gün ağırladıkları karantina binası var ://

Burada Evliya Çelebide 40 gün kalmış.

Herhangi bir bulaşıcı hastalık veya başka bir rahatsızlığı
 olup olmadığını ancak bu şekilde
anlayabiliyorlarmış....


Para birimi Kuna
1 euro = 8 kuna kadar.
2 top dondurma aldık ve 6 euro verdik.
Aslında bizim yemeğe alışkın olduğumuz sütlü dondurmalar gibi değiller.
Sulu meyve suyu  gibi değişik bir tatları var :/




Arkamda gördüğünüz kalınlığı 5 m. olan surlar...



Dubrovnik'te 2. günümüze yağmurla uyandık.
Zaten küçük ve kolay gezilen şehirde sıkılacağımızı düşünüyorduk..
Fakat öyle olmadı..
Bir gezi teknesi ile Lokrum Adasına geçtik.



Şaşkınlık geçirmiş ben :((


Lokrum adasının tamamı milli park.Sahilleri, yemek yerleri , kafeleri ile yaşayan bir ada..



Ama ben bununla sınırlı kaldığını düşünüyordum ki...

Yolda birden önümüze çıkan canlılar beni fazlasıyla mutlu etti. 

Bunlar adanın her yerinde kedi gibi dolaşan tavuskuşlarıydı..




Onları elcağızlerimle besledim..

Amaç karınlarını doyurmak değildi elbette..

Herbirinin yanında dolaşan civciv kadar küçük yavrulardan bir tane kapmak ve çantama atıvermekti..

:))


Adanın ıssızlaşan bölümünde karşımıza çıkan yerse pek komikti.

Burası çıplaklar plajı

Evet halk Katolik onlarda buna karşılar ama turistler için yapılmasına engel olamamışlar..



hımmm
Yavrulardan kapamadık ama bakın ben ne buldum..

Hatta yaşasın akraba günü postumda size elbisemi tanıttığım
 fotoğrafa dikkatli bakarsanız belki bir yerlerden size tanıdık gelebilir :P


Adanın her yerinde inanılmaz cevbedici kokan bu zakkumların hastası oldum.

Kendi evime götürmek içinde çözüm yolları düşündüm ama koca ağaçları sığdıracağım valiz bulamadım :((

Buarada güneşte açmaya başlamış...

Şimdi ne yedik bölümü..
Ana meydanda saat kulesine bakan restoranda yedik yemeğimizi
Ben pınar köfte ve ahtapot salatası
Eşimse kaç tane olduğunu sayamadığım midye..
Dubrovnik'te balık fiyatları çok  çok uygun.
Kaliteli ve çoook bonkörler..



Sokakların görünümüne bakarmısınız..
Çok sevdim çoook :)



Birazda detay verelim.
Kupeşte efenim.
Rektörler müzesinin avlusunda bulunmakta..
Bu arada şehri rektörler topluluğu yönetiyormuş..


İşte bana göre sağda size göre solda kalan yeşiil alan Lokrum Adası
 karşısındaki ise Dubrovnik..



Burasıda şehrin Kotor tarafından girişi.Biz Bosna kısmından gelmiştik :)



Cavcat'tan da bahsedelim biraz
Sahil kasabası..
Lüks yatların marinası :)
Adriyatik'in en temiz denizi
Dalmaçya Sahillerinin gözbebeği
tamam fazla abartmayalım..
Çok gezilecek turistik yerleri yok.
Tatil için kesinlikle gelinmeli :))


Şimdi sıra Kotorda

Hani size Bosna'da nehirlerde kocaman balıklar var demiştim ya...

İşte kocaman balıklar..

Fotoğrafta küçük gözüktüklerine bakmayın :))


İşte Kotor

Küçük Dubrovnik.
Aynı mantıkta yapılmış.
Ama Dubrovnikten kat kat küçük bir şehir
Aynı Katolik kiliseler, meydanlar, çeşmeler,kütüphaneler biraz daha küçülmüş ebatlarda burada da
bulunmakta


Yer döşemelerini çok sevdim..Mermerden yapılmış..
 Yine daha önce bahsetmiştim.
Aşınmış mermer yerleri çok severim..
Bunu paylaşıp artık huzurlarınızdan ayrılıyorum..

Umarım gidecek olanlara veya günün birinde rastlayanlara yardımcı olmuşumdur..
Kesinlikle gidilip görülmesi gereken yerler arasında..

Takip edip,sabırla okuduğunuz ve benim duygularımı paylaştığınız için çook teşekkür ederim..
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum
:))
A.e.olun..


9 Nisan 2012 Pazartesi

capital country club

Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.Upuzun bir ara oldu.

Neler yaptım...

Aslında bol koşturmacalı geçti...

Ara ara bloguma uğradım.

2-3 hafta önceydi sanıyorum bir bakınayım derken çok sevdiğim bir iki arkadaşımın

bloglarını kapattığını gördüm...

İçim bir değişik oldu.Bir Allaha ısmarladık demeden

gitmeleri veya bir açıklama yapmamaları kafamda şimşekler çakmasına sebep oldu.

Benim neyi neden yaptığımı insanlar ne yapsın?.....Gibisinden sorularla boğula boğula

iyice uzaklaştım blogumdan sizlerden...

Sonra bak kimse farkında değil düşünceleri...

Sanki beni kim ne yapacaksa :/ Havaya girmişim ya bir kere :(

Ama son posta yapılan yorumlardan sonra ölen hücrelerimden bir filiz yeşermeye başladı..

Veeee
Gördüğünüz üzere dayanamadım geldim :)

Lafı uzatmadan dolandırmadan (kısa bir açıklama yapma gereği duydum) başlığımıza konu olan mekana geçelim :)

Ankarada Bursaya nazaran gezip görülecek yerler anlamında oldukça sıkıntılı...

Heleki upuzuun bir kış döneminden çıkmışken.

Bizde dün tek amacımız ata binmek diyerek çıktık yola.

Capital Country Club beni benden aldı.

Mekanın fotoğrafları yok ne yazıkki.Aslında makinem yanımdaydı fakat her tarafta güzelim atlar

varken etraf yemyeşil güneşte şahaneyken aklımın ucundan bile geçmedi fotoğraf çekmek..

Olsun bu konuda sizi üzmeyeceğim.Derslere gittiğimde bol bol fotoğraf çekerim.

Şimdilik size dün tanıştığım Ivoryden bahsetmek istiyorum :)



Önce atımızla tanışalım.
Ne tatlı öyle değil mi ?
En sevdiğim hayvanlar arasında ilk sıradadır...


Tanışma faslı dedik ama ben dayanamadım Orçun misali
Hemen bir sarılıp sarmalamalar :))


Gördüğüm en temiz ahırdı.Hiç mi bir koku olmaz.
Tesis şahane.
Heleki İzmirden , İstanbuldan , Eskişehirden  yarışmalar  için gelen yabancı atlar olmasına rağmen...
İvory 17 yaşında bir erkek..Takribi insan yaşına göre 59 yaşındaymış..
o bir öğretmen at.
Ve bundan sonra banada biniciliği öğretecek inşallah.
Bu sadece tanışma postuydu.
Devamı  yakın zaman sonra :))


Bir tanede komik resim koyup kaçıyorum...
Sizleri ve yazmayı çok özlemişim onu farkettim.
Beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım..
Hepinizi ayrı ayrı öpüyorum..
Sevgilerimle